Favori Mekanlara İzmir'den Devam..Yaz Bitiyor, Alsancak'ta Public House'a Gelin..Neden miii..?

23:48 Dilek Toksoy 0 Comments





İzmir denildiği zaman ilk akla gelen şeydir çimler ve bira..Çimler özgürlüğü, barışı, huzuru, körfezi, güneşiyle İzmir'in sembol kelimeleridir. Yazın Alsancak Kordon'da hemen hemen her gün bir aktivite, müzik, dans eşliğinde , genç yaşlı her yaştan insanların çimlerin üzerinde oturup sohbet ettiği, bira içip çiğdem çıtlattığı, bira kutularını, çekirdek kabuklarını çimlerin üzerinde bırakıp gittiği huzur kokan bir yerdir. Kısacası İzmir'i İzmir yapan yerlerin başında gelir. Buralarda kış mevsimi de dolu dolu geçer. Kordon boyu sıralanan cafeler, barlar, restorantlar her daim doludur. Çünkü İzmir'liler keyiflerine düşkündür, dışarıda oturup sohbet etmeyi, yemeyi, içmeyi severler. Ben 8 yıldır İzmir'de yaşayan biri olarak kendimi İzmir'e adapte olmuş olarak gördüm. Böyle bir büyüsü de var İzmir'in..Yaşanılacak en güzel şehirdir İzmir. Geçen hafta yine bir Kordon sefası yapayım dedim ve sevgili Public House'ın sahibi Ümit beyin daveti üzerine mekanlarını da ziyaret ettim.




Public House çok amaçlı ve diğer restorantlardan daha farklı bir yer bana göre. Çünkü neden..; En çok ilgi çeken konsepti çimlerde bira içenleri, kışın soğuğundan içeri çekmek için ayakta bira olanağı sunuyor, üstelik çok da ucuz. Genelde Kordon boyu restoranlar, cafeler baya pahallı, Burada ise hem bira ucuz hem de menü çok güzel ve doyurucu.


Mekanın dekorasyonu diğerlerinden çok farklı değil, dışarıda Kordon denize bakan masalarla, rahat koltuklarınıza oturup biralarınızı yudumlarken, dünya mutfaklarından seçilmiş zengin menüsünden de tadabilirsiniz. İçeride aktivitede bulunabileceğiniz dart köşesi var. Ayrıca yakında bu köşede kitap, dergi okuma etkinlikleri başlayacakmış. Bu çok güzel bir fikir tebrik ederim.
 Bu yaz müşterilerine açık hava sinema keyfi veren işletme sahibi sevgili Ümit Özgunter ile oturup sohbet ettik. Mekan işletmeciliğinde 30 yılı aşkın babadan kalan bir işi sürdürmenin gurur verici olduğunu söyledi. Bana mekan hakkında verdiği bilgileri aktarmak istiyorum, çünkü ilgimi çekti..Mesela haftanın bir günü Tribute nights gecesi düzenleniyor. Tribute Nights demek yani dünyaca ünlü, efsanaleşmiş eski sanatçıları anma etkinliği. Eğer bundan hoşlananlar var sa pazartesi geceleri Public House'da bu eğlenceli  saatleri kaçırmasınlar. Bob Marley,Frank Sinatra, Amy Wınehouse, Michael Jakson, John Lennon gibi dünyaca ünlü sanatçıların unutulmayan şarkılarını DC yönetiminde dinleyip, keyifli saatler yaşayabilirsiniz, benden demesi..
Bunun dışında salı geceleri Jazz Blue Night gecelerini caz severler tercih edebilir. (s) Erdoğan Turanlı (p) Devrim Yeşilpınar (b) Ateş Şentürk ile jazz severler Public House'da buluşuyor.



Çarşambaları ise kolleksiyon meraklıları için, resim, seramik, heykel, fotoğraf gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösteren sanatçıların eserlerini 20 tl den başlayan fiyatla satışa sunulan "mezat" etkinliğiyle değişik bir konsept yakalanmış bence..
Perşembe geceleri ise Latin müzik ve dans meraklıları için harika bir gece olabilir. Ben öncelikle Latin müzik gecesine gideceğim.
Cuma geceleri, arkadaşlarınızla içkilerinizi yudumlarken dc eşliğinde harika bir müzik şenliği sizi bekliyor olacak.
Hafta sonları etnik müzik severler Public House'a gidip, hafta içi çalışmanın yorgunluğunu müzik, yemek ve içki eşiliğinde, kendinizi sımsıcak ve kendinizden hissedebileceğiniz güzel bir ortamda bulabilirsiniz.
İzlenimlerime göre Public House, insanların aidiyet duygusunu geliştirebilecek faaliyetlerle, insanların hangi meslekten olurlarsa olsunlar, kendi işlerinde entellektüel olmaktan ödün vermeden keyifli saatler geçirebileceği bir mekan olma özelliği taşıyor. Bunun dışında engelliler için daha avantajlı bir ortamı burada bulabilirsiniz. Yemek artıklarının sokak hayvanlarına geri dönüşümü için ilgili yerlerle görüşme içindelermiş, bu projeyi tüm yemek  işletmelerinin layığıyla yapması gerekiyor. Artık yiyeceklerin içinde hayvanlara zarar verebilecek yiyecekler olmaması lazım, denetlenmesi lazım.
Şimdi gelelim asıl ilgi alanım olan yemek menüsüne...)
Kahvaltıdan mı başlasak..Kahvaltı için yazdıkları slogan çok hoşuma gitti. "Uyan Gel" Sloganıyla her gün saat 17.00 ye kadar kahvaltı var. Kahvaltı menüsü çok doyurucu ve fiyatı da uygun. Kişi başı 19.50 tl.




Aşağıdaki yeşil zeytin çok hoşuma gitti, zeytinin içine portakal kabuğu reçeli sıkıştırıvermişler. Zeytinle tatlı portakal kabuğu harika bir lezzet yaratmış bence..


Menü seçimim PublicChicken oldu. Alt tabanı patlıcan beğendili, üstte ızgara tavuk bonfile domates sos eşliğinde nefis ve doyurucu bir yemekti gerçekten. Yanında patates kızartması ve tabiki roka. Fiyatı da 22 tl idi. Yanında bir içecekle 30 tl ye karnınız doyar arkadaşlar.







Mozarella ve fesleğenli Bruschetta ile İtalyan lezzetlerinin en güzel atıştırmalığını keşfedebilirsiniz. 18 tl



Public Boxile Bira keyfi Şahane.. 22 tl



Barbekü Soslu Tavuk en favorilerden..22 tl




Veee Mushroom Steak, özel sosuyla marine edilmiş etlerin, mantarlı beşamel sosla birleştiği, yanında çıtır patatesle enfes bir lezzet, kesinlikle tavsiye ederim. fiyatı 32 tl



Menü çok çeşitli o yüzden hepsini yayınlarsam sayfa uzar gider. İzmire dışarıdan gelip de buraya uğramanız şiddetle tavsiye edilir. İzmirliler ise zaten biliyor...)
Public House'un mutfağında çok genç ve çok başarılı şefimiz var. Hatıra fotoğrafımız da çok güzel çıkmış.

Sevgili Ümit bey ile Hatıra Fotoğrafımız






                                                                        Favorilezzetler.com Yazarı Dilek Toksoy

BENZER TARİFLER

0 yorum: