Festivaller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Seferihisar'ın Turuncu Şenliği Mandalina Festivali

Merhabalar, sizlere Mandalinanın başkenti Seferihisar'dan sesleniyorum. Buralarda son günlerde mis gibi mandalina kokusu esiyor, her yer mandalina kokuyor, her yer turuncuydu, o kadar güzel ki..














 Seferihisar Belediyesinin katkılarıyla düzenlenen 25. Seferihisar Mandalina Şenliği her zamanki gibi çok eğlenceli ve güzel geçti. Mandalina üreticilerinin emeğini, bereketini,  ve sürdürebilirliğinin öneminin yansıtıldığı festivale Seferihisarlılar büyük bir ilgi gösterdi, çevre illerden gelen turlar dolusu insanlar Seferihisar’ın keyfini doyasıya çıkardılar. Dolayısıyla oteller, mekanlar çok iyi iş çıkardı bugün. Birlikte dayanışma, destek verme adına çok renkli bir gün geçirdik. 


Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin açılışı İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve protokol ile kortej yürüyüşüyle başlattı. Arkalarındaki insan seliyle konfeti yağmurunda  festival alanına yürüdüler. Festival konuşmasında İsmail Yetişkin kendisinin de bir çiftçi çocuğu olduğunu ve bu toprakların emeğini, kültürünü çok iyi bildiğini, Seferihisar'ın değerlerinin her zaman yaşatılacağının ve daha ileriye götürüleceğinin sözünü verdi. Üreticinin emeğinin karşılığını bulamadığını, fiyatların maliyeti karşılamadığını belirterek, devletin ve tüm yetkili kurumların mandalina üreticileri için acil önlemler alması gerektiğini söyledi. "Üreticinin alın teri, bu memleketin geleceğidir. Bizler bu geleceğe sahip çıkmak zorundayız. "Dayanışmayla güçleneceğiz, toprağımıza sahip çıkacağız, üretime devam edeceğiz ve yarınlarımıza umutla yürüyeceğiz." diyerek konuşmasını tamamladı. 

Dr. Cemil Tugay konuşmasında ; "Bu mücadeleyi birlikte yapacağız, sokakları mis gibi mandalina kokan bu şehirde , burada olan ve olmayan herkese sesleniyorum; büyük milletimizin herhangi bir yanlış önünde diz çökeceğini düşünenler varsa, boşuna hayal kuruyorlar. Bizler hiç bir yanlışın önünde diz çökmeyeceğiz. Bütün sorunlarımızı ve sıkıntılarımızı çalışarak, birbirimize sahip çıkarak çözeceğiz. Bu işin mücadelesini yapan herkes burada. Bu büyük mücadele grubuna hepinizi katılmaya davet ediyorum." dedi. 


Sunuculuğunu  Mehmet Necati Şentürk'ün yaptığı şenlikte sahne hiç boş kalmadı, Seferihisar'ın yetiştirdiği müzisyenler, dansçılar ve en dikkat çeken Seferi Çınar Yaş Alma Merkezinin sunduğu halk oyunları dans gösterisi büyük ilgi gördü. En iyi mandalinalı yemek, En iyi mandalinalı tatlı, Seferihisar'ın kral ve kraliçe  yarışması, En iyi mandalina yetiştiricisi, En iyi hediyelik eşya üreticisi, Rebeteos dans gösterisi , Orhanlı Köyü Doğa ve Gençlik Spor Kulübü Ekibi Gösterisi, Chaos Famos konseri, Neşeli Bale ve Dans Akademisinin gösterileri ilgiyle izlendi. En son Duygu Yaparsoy konseri ve Haluk Levent konseri muhteşemdi. Haluk Levent İzmir'i İzmir'de Haluk Levent'i çok seviyor. 

Festival alanı ve sokaklar aşırı kalabalıktı, mandalina üreticileri satamadıkları mandalinaların hiç olmazsa bir kısmını satmış oldular. Bir hayli stand vardı ve hepsi birbirinden güzel el emeği doğal ürünlerle doluydu. Fakat mandalina üreticileri hala mandalinalarını ağaçlarda bekletiyorlar, çünkü bu yıl alıcı çok az para veriyor diye satamıyorlar. Bu güzelim mandalinaların çürümesine göz yumulamaz. Burada emek var toprağın bereketi var ve bir takım insanlar üreticileri zor durumda bırakmamalıdır. Lütfen buna bir çözüm bulunsun, devlet yetkilileri acilen çözüm üretsinler. Çünkü mandalinalar fazla beklemeye gelmez, çürürler. Mandalina üreticileri çok endişeli gerçekten hepsiyle konuştum ve emekleri ziyan olmasın diliyorum. 

Gelelim Seferihisar Mandalinasının neden bu kadar ünlü, neden bu kadar lezzetli olduğuna. Hemen kısaca açıklayayım ; Seferihisar Mandalinası ince ve pürüzsüz bir kabuk ve ince dilim zarına sahip olması,  Satsuma mandarinine özgü basıklığı göstermesi ile tat ve aromasının güzelliğidir. Ne çok tatlı ne çok ekşi.. Kuzeyi kapalı, güneyi açık, nem birikimi sağlayan söz konusu bölgede Satsuma mandalina türünün kabuğu daha ince olmakta ve meyve şekli yassılaşmaktadır. Ege’nin diğer yörelerinde yetişen mandalinalardan farklı kılan özelliği Seferihisar Mandalinasının rengi ağaçtayken sararır ve iklim, toprak koşulları nedeniyle doğal rengi sarı olan ürüne sarartma uygulanmamasıdır. Dolayısıyla mandalina sarartma işlemi uygulanmadan , doğal haliyle yiyebileceğimiz mandalinalar coğrafi işaretli ürünler listesinde yer almaktadır.

Benim evimin olduğu bölgede yüzlerce mandalina ağacı var ve daha kabukları yeşilken koparıp yemek, o kokuyu hissetmek haz verici.
"Seferihisar’a Mandalina Fidanları 1953 yılında 600 adet Satsuma mandalinası dikilmesiyle başlamıştır. Seferihisar’da diğer yörelere nazaran kıyıdan uzaklaşıldığında yükselti hızla artmadığından mandalina yetiştiriciliğine yönelik daha geniş bir alan bulunur ve denize nispeten uzak bu alanlarda tuzluluk sorunu yaşanmaz. Topraktaki tuzluluk, mandalinada kaliteyi düşürür, bu sorun Seferihisar’daki mandalina bahçelerinde yaşanmaz. “Geğis” adı verilen ve denizden aldığı tuzlu nemi bahçelere taşıyan rüzgar mandalina ağaçlarında tuz yanıklarına sebep olurken, denize uzak bahçeleri çoğunlukta olan Seferihisar’da bu sorun asgari düzeydedir."
Bu bilgiler için @seferikeci ye teşekkürler 🙏

Bir de Seferihisar'ın hayvan dostu çok akıllı bir Ferdi'si var, onunla tanıştım. Ferdi evinin önünde tezgah kurup mandalina satıyor ve bu işi sadece sokak hayvanlarına mama alabilmek için yapıyor. Bu yaşta bu kadar duyarlı olduğu için, merhametli olduğu için, geleceğin başarılı girişimcisi Ferdi'yi tebrik ediyorum. Etrafındakilere de bulaşsın çocuğum. 














Şu an tezgahlarda kilosu 25 ile 30 tl arasında satılan mandalinanın bereketli olması ve yerlerde çürümeden sofralarımıza gelmesini umut ediyoruz. Bereketli topraklarımızda tarımı bitirmelerine izin vermeyelim.

                                       Sevgiyle kalın, mandalina kokulu Seferihisar'dan selamlar olsun. 

                                                                                              Dilek Toksoy




Zeytin..Gölgesinde Barış, Damlasında Şifa, Yudumunda Lezzet Dolu Festival Günlerim


facebook.com/dileklemutfakta
2. Edremit Zeytinyağı Tadım Festivali

Kaz Dağlarının Eteklerinde, oksijen deposu dağlarında, Güre Sahilinde, Ege'nin buğulu İmbat rüzgarlarının estiği sahillerinde, masmavi deniz, şifalı suları ve derelerinde, pınarlarında suyun tükenmediği, eşsiz bir doğaya sahip Edremit'te dolu dolu 3 gün..

 Ey Zeytin ! Her tanesinde lezzet, yudum yudum şifa barındıran, her şeyin değiştiği ama zeytinin değişmediği sonsuz bir meyvedir zeytin. Zeytin ağacı hayattır, umuttur.. Yeniden başlamanın simgesidir. Çünkü kendi köklerinden filizler çıkararak, kendisini yeniden doğuran kutsal bir ağaçtır. Zeytin ağacı hayatımızın anasıdır ve ana gibi kutsaldır. Çok eskilerde Anadolu'nun Ege kıyılarını ziyarete gelen Homeros bir gün zeytin ağacının altında dinlenirken zeytin ağacı Homeros'un kulağına şöyle fısıldar; "Herkese aitim ve kimseye ait değilim. Siz gelmeden önce de buradaydım, siz gittikten sonra da burada olacağım." sözleriyle zeytin ağacının ne kadar mühim olduğunu yüzyllar önce dile getiren bir hikaye ile başlayalım. Ardından Nazım Hikmet'in sözleriyle zeytin ağacının çok ama çok önemli bir yurttaş sorumluluğuna dikkat çeken sözleriyle devam edelim. " Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, 70'inde bile mesela zeytin ağacı dikeceksin. Hem de öyle çocuklara falan kalsın diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanın ağır bastığından, gelecek nesillere hediye etmek için zeytin dikelim." 

Zeytinle yatıp zeytinle kalktığım FESTOLİVE II. Edremit Zeytinyağı Tadım Festivali 24-25-26 Ekim 2025 de Balıkesir'in Edremit ilçesinde bulunan Güre beldesinde düzenlendi. Festivale ilgi oldukça fazlaydı, Edremit, Balıkesir halkı gerçekten şehrine ve değerlerine sahip çıktı. Şimdiye kadar zeytin üzerine yapılan en güzel festival olduğunu söyleyebilirim. Çünkü gerek protokol, gerek katılımcı firmalar, destek veren tüm firmalar zeytinin önemini ve sevgisini samimiyetle sundular.150.500 kişinin ziyaret ettiği festival beni şaşırttı, hiç bu kadar ziyaretçi beklemiyordum, çok güzel bir dayanışma örneğine şahit olduk doğrusu. Demek ki Balıkesir halkı zeytinine önem veriyor, çünkü zeytin ve zeytincilik onların geçim kaynağı ve bunun daha yüzyıllarca sürmesini istiyorlar. 

Festivalde 60 stant vardı, hepsini teker teker gezip bilgi aldım. Her biri emek ve özveriyle yapılmış ürünlerini sundular, satış yaptılar. Bölge esnafına çok iyi moral oldu gerçekten de. Zeytinyağı yapımında biliyorsunuz son yıllarda sahta üretimler yapılıyor ve bunlar denetlenip ifşa edildi. Bu anlamda gerçek zeytinyağı üreticilerinin ortaya çıkması, zeytini ve zeytinyağını tescillenmiş zeytinyağı fabrikalarının mağazalarından ya da kendi internet sitelerinden alınmasını destekliyoruz. Merdiven altı zeytinyağı üretimi artık son bulsun, zeytinin şanına yakışmıyor. 3 gün süren festivalde dolu dolu eğlence, ünlü şeflerden workshoplar, zeytinyağı tadım eğitimleri, çocuklar için etkinlikler, müzik, konserler, spor, yoga, söyleşi ve paneller, yoga, tiyatro gibi bir çok etkinlik vardı. 



Zeytine dair farkındalık yaratan bu festivalde amaç zeytin diyarı Balıkesir'in 13 milyon zeytin ağacı varlığı ile Türkiye'nin en zengin doğal zeytin üretiminin yapıldığı ve zeytincilik üretimine büyük katkı sağlamasının önemini Türkiye'de ve dünyada bilinmesini sağlamaktır. Balıkesir'in Ayvalık, Edremit, Burhaniye, Erdek, Edincik zeytin ve zeytinyağları uluslararası platformlarda sayısız ödül almışlardır. Türkiye'nin zeytin güneşi burada parlıyor ve parlamaya devam edecek. Zeytin üzerine söylenmiş güzel bir söz vardır " KALP KIRMA ZEYTİN KIR " ! Ne kadar da anlamlı söylenmiş değil mi.. Dünyada sana verilen zenginliklerin kıymetini bilip şükür etmek, o zenginlikleri korumak ve sürdürebilmek o kadar kıymetli ki.. Ama ne yazık ki son yıllarda zeytin ağaçları maden ocaklarına tercih ediliyor. Para için rant için zeytinlikler kesiliyor. Bunun için daha çok mücadele etmemiz gerekiyor. Bu önemli konuyu da buradan vurgulamak istedim.


 Bunun dışında Balıkesir ve ilçelerinde turizm, gastronomi, coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımları oldu. Kaldığım butik otel yaz kış hizmet veren tarihi eski bir manastırdan han'a çevrilen daha sonra da butik otel olarak işletilen dere kenarında kocaman çınar ağaçlarının ve yeşilliklerin içinde 13 odalı, havuzlu, restoran bölümü, sergi, söyleşi vs bölümleri olan muhteşem bir mekan olarak önerebileceğim bir oteldir. Bir önemli özelliği ise Mustafa Kemal Atatürk'ün ölmeden önce Burhaniye ve Edremit taraflarına giderken mola verdiği Manastırhan'da büyük çınar ağacının altında oranın muhtarıyla kahve içmiş. Atatürk'ün kahve içtiği yerde bulunmak, onun varlığını hissetmek harika bir duyguydu. 

Bu bölgede termal oteller meşhur, yaz kış yerli ve yabancı turisti ağırlayan harika oteller var. Masmavi denizi, sahilleri, beacleri, tarihi yerleri, Milli mücadelede Kuva-yi milliye ruhunun temellerinin Edremit ve Burhaniye'de atıldığı, tarihe ışık tutan müzeler ve en önemli destinasyonu Kazdağları'nın tertemiz havası, Sarı Kız hikayesi, pınarları, şelaleleri, motelleri ile turizme büyük katkısı var elbette.

 Gastronomi rotasında en başta zeytin ve zeytinyağı, Ege yemek kültürü, buraya özgü 31 çeşit endemik bitkiler, yabani otları, ekmek rotası ve peynir rotası, özellikle Kelle peyniri bölgenin en bilinen ve değerli özelliklerini teşkil ediyor. Balıkesir'de tarımın dışında hayvancılık çok ünlüdür. Sanki tüm Türkiye buradan et ile beslenir, bir çok restoran Balıkesir etini kullanır. 

Bu festivalde zeytinin ışığında güneş, gölgesinde barış, damlasında şifa, yudumunda lezzet, zeytinyağına adanmış vefa ve sevgi vardı. Zeytin ağacının bütünüyle hayatımıza nasıl ışık ve sağlık saçtığının vurgulandığı, kazdağları'nın eteklerinde ve civarında bulunan Edremit zeytin ağaçlarından gelen şifa dolu, doğal ve özenle yetiştirilen, toprağa, doğaya saygılı, bilinçli zeytinyağı üreticilerini bir araya getiren, dayanışmanın çok güzel örneğinin yaşandığı samimi bir festivaldi. 

Zeytin ağacının muhteşem seyrine dalıp, gölgesinde oturmak, dallarına, yapraklarına bakıp kutsal bir şeye bakıyor hissine kapılmak, ölümsüz ve sonsuzluk kavramına tam olarak uymuyor mu..? Güzeldir zeytin ağacı, kutsaldır, berekettir, yaşamın tam ortasında bizim nefesimizdir, güneşimizdir. Nuh Tufanında bir güvercinin getirdiği zeytin dalı yüzyıllardır kutsal ağaç olarak bilinmektedir. Çok büyük bir emek ve birikimle altın yağıyla bedenimizi şifalandıran zeytinyağı bize tabiatın en değerli hediyesidir. Bir zeytin ağacının ömrü 1000 yıldır ama bir insanın ömrü en fazla 100 yıl, dolayısıyla bu kadar verimli, vefalı, insana hayat veren zeytin ağacını her yıl çoğaltmalıyız, kesmemeliyiz. 

Festivali düzenleyen Balıkesir Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Ahmet Akın, Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, Edremit Ticaret Odası başkanı Ahmet Çetin ve festival organizasyonunu düzenleyen Expodyum fuarcılık'a çok teşekkür ediyorum, bize böylesi güzel bir festival yaşattıkları için. Seneye görüşürüz inşallah. Emeklerinize sağlık.

                                                                                                    Yemek, Mekan, Gezi, Röportaj Yazarı
                                                                                                                  DİLEK TOKSOY

Festivalle ilgili video ve fotoğraflar İnstagram sayfam @dileklemutfakta , Youtube sayfam Dilek Toksoy  da bulabilirsiniz. facebook.com/dileklemutfakta















































İLK KEZ DÜZENLENEN VAN GASTROFEST GEZİ YAZI BAŞLIĞIM: HERKES VAN'I GÖRMELİ..!

 



Van Kalesi
VAN KALESİ

Van Kahvaltısı yapmaya Van'a gitmeye ne dersiniz..? Van lezzetlerini Van yemek ve gastronomi kültürünü yakından tanımak Van'ın eşsiz havasını aurasını hissetmek bana çok iyi geldi.

1-3 Haziran tarihleri arasında Van'da ilk defa bir Gastronomi Festivali düzenlendi. Ben de bu festivale iştirak etme mutluluğunu yaşadım ve bunun için festivali düzenleyen Van Büyük Şehir Belediyesi, Van Valiliği ve Van valisi Dr. Ozan Balcı, Van İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı, Doğu Anadolu Aşçılar ve Pastacılar Federasyonu ve Van Aşçılar ve Pastacılar Derneğine çok teşekkür ediyorum.
Festivali organize eden Doğu Anadolu Aşçılar ve Pastacılar Federasyonu şeflerinden Nurullah Kaplan ve Ali Geyik iki değerli şefimize katkılarından ve özverilerinden dolayı teşekkür ediyorum. 

İlk defa düzenlenen bu uluslararası festivale Yunanistan, İran, Kırgızistan, Azerbaycan, Cezayir, Tunus ve Türkiye'nin bir çok ilinden 70 kadar chef katıldı. Ardahan Üniversitesi Gastronomi Bölümü, Okan Üniversitesi, İstinye Üniversitesi, Diyarbakır Dicle Üniversitesi, gazeteciler, bloggerlar, yemek yazarları ve influencerlar da bu festivaldeydiler. 
Van lezzetleri, Van kültürü, gelenekleri, Van ilinin tarihi değerleri, gastronomik geçmişiyle günümüze yansıyan özellikleri, Van ilinin coğrafi yapısında yetişen yöreye özgü endemik bitkilerle bütünleşen besin değerlerini tanımak ve tanıtmak amacıyla katılım sağlayan herkesin bu anlamlı görevi yerine getirdiğinden süphem yok. İlk defa düzenlendiği için biraz eksikleri olabilir lakin Vanlıların o gülen yüzleri, sıcacık gönülleri bu eksikleri hissettirmedi diyebilirim. 
Üç günlük festival programında şeflerin yemek yarışmaları, Gastronomi öğrencileri için kategorili yarışmalar düzenlendi ve kazananlara ödüller verildi. Ünlü şefler, öğretim üyeleri, gastronomi uzmanlarının söyleşileri, workshopları ilgiyle izlendi. 

TUNUSLU VE YUNAN ŞEFLERLE



Van yemek kültürünü ilk defa bu festivalde deneyimledim. En merak ettiğim VAN Gölüne karşı #vankahvaltısı yapmaktı. Ama bizi Gürpınar'da Yoldüştü köyüne getirdiler ve hakiki Van kahvaltısını burada yaptık. Köyün muhtarı, eşi ve diğer köy insanlarının bizim için hazırladığı muhteşem kahvaltı sofrasında neler mi vardı..?

GÜRPINAR YOLDÜŞTÜ KÖYÜNDE VAN KAHVALTISI






VAN KAHVALTISI
Van otlu peyniri, yörenin yaylalarında yetişen endemik otlarla koyun sütünden yapılan ve durdukça güzelleşen özel bir peynir.
Van kaymak ve yoğurdu illaki Van kahvaltısında olur. Yine koyun ya da manda sütüyle yapılan ürünler.
Van'ın yayık tereyağı da çok lezzetli, çünkü doğal beslenen koyun ve ineklerin sütünden elde ediliyor.

Taze köy yumurtası
Yine yumurta un ve tereyağıyla yapılan Murtuğa..sanki çok farklı geldi bana ve güzel..
Kavut ise öğütülmüş buğdayın tereyağıyla kavrulması ve sonra bal ya da pekmezle tatlandırılmasıyla oluşan değişik bir kahvaltılık. Helvaya benzettim ben ve buğdayla olması daha sağlıklı tabiki..
Yayla balını da çok beğendim. Bunun dışında gül reçeli, helva, otlu cacık.. 

Van Mutfağında kavurma et ve otlar hakim. Hamur işlerinde en çok lavaş ve tandır ekmeği yapılıyor. Yüzyıllardan beri süregelen yemek kültürü zamanla değişse de eski geleneksel yemekler unutulmamış. Van ilinde bu işi çok güzel yapan mekanlar açılmış. Van depreminde diğer illere göç eden bir çok Vanlı sonra geri döndüler ve bunların içinde aşçılar da var. Özellikle büyük illerde kendilerini bu zaman zarfında çok iyi yetiştirmiş şefler şimdi kendi memleketinde çok güzel işler yapıyorlar. 


Van'da geleneksel lezzetler hala yaşatılmaya çalışılıyor, tabi şimdiki hayat şartları bir hayli zorluyor. Tarım ve hayvancılık gereken desteği görmeli Türkiye'nin her bölgesinde olduğu gibi. Geçim kaynağı sadece Tarım ve hayvancılık olan Van'da turizm de gereken seviyede değil. Van gölü dünyanın harikalarından biridir. O kadar muhteşem ve doğal bir güzelliği bambaşka değerlendirip turizme değer katacak düzeye getirmek  ve Van ili esnafına kazanç kapısı sağlamak gerekiyor. Şehre bir çok yerli ve yabancı turist akını var ama tanıtım az aslında, daha çok gelebilir. 
Bir de Van'ın havasından bahsetmek istiyorum. Yaz ayları Van'da mayıs sonu ve temmuz sonuna kadar sürüyor. Geceleri ılık esen rüzgarına bayıldım, gündüz güneş fazla yakmıyor ama hiç nem yok, o yüzden sıcaktan bunalmıyorsunuz. Van gölünü doyasıya seyretmek, göle karşı bir şeyler yiyip içmek inanılmaz keyifli ve güzel. 

VAN YEMEKLERİ



BAŞLICA VAN YEMEKLERİ İSE ŞÖYLE ;

KELEDOŞ, 
TUZLU BALIK
İNCİ KEFALİ
AYRAN ( KURUT ) AŞI , GIRAR
EL BÖREĞİ
HELİSE
SERENGER
MURTU
KÜRT KÖFTESİ
VAN PASTASI
GÜL ŞERBETİ
PERDE PİLAVI
MERCİMEK PİLAVI
EVELİK AŞI
KAVURMALI ERİŞTE AŞI
DAĞ OTLARIYLA BULGUR PİLAVI
KAVURMALI EKŞİLİ
TIRŞİK, TİRŞO EKŞİLİ PANCAR
ACEM KÖFTESİ
VAN CACIĞI
ÇATAL TATLISI
EĞDEK TATLISI
VİRİK ( VAN YÖRESEL ÇORBA)
VAN ÇÖREĞİ
İÇLİ KÖFTE
VAN BAKLAVASI
KAVUT
MURTUĞA



VAN'DA GEZİLECEK BİR ÇOK YER VAR, TABİKİ BUNLARIN EN BAŞINDA VAN GÖLÜ VAR. 

1646 METRE YÜZEY RAKIMI, 451 METRE DERİNLİĞİ OLAN VAN GÖLÜNÜN ETRAFI YÜKSEK DAĞLARLA ÇEVRİLİDİR. 

Van Gölü





Akdamar Kilisesi



İlk defa böyle dağlar gördüğümü söyleyebilirim. Volkanik yapıya sahip bu dağlarda yer yer kar tabakaları var ve bu beni şaşırttı. 
Göl içerisinde 4 ada var irili ufaklı, bunlar Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş adalarıdır. 

Ben Akdamar adasına gittim. Tekne turlarıyla gidilen  Akdamar adası eşsiz bir seyir keyfi yaşatıyor gölün ortasında. Martıların sesleri, endemik otlar ve badem ağaçlarıyla harika bir ada burası. Adada bulunan tarihi Akdamar Klisesi ise muhteşem bir mimariye sahip. Adanın bir de hikayesi var. Rivayete göre bu adada yaşayan Ermeni baş kesişin çok güzel bir kızı varmış, adı Tamara olan bu güzel kızın adanın çevresindeki köylerde yaşayan bir  çobanın aşkıymış. Her gece adaya yüzerek giden genç çoban Tamara'yla buluşurmuş. Tamara el feneriyle gence ışık tutup yerini belli edermiş. Durumu öğrenen babası fırtınalı bir gecede feneri farklı yerlerde tutarak gencin şaşırmasına ve yorulmasına sebep olmuş ve zavallı genç gölün mavi sularına gömülürken "AH TAMAR" diyerek can vermiş.  Bu haykırışı duyan Tamara'da kendini gölün sularına bırakıvermiş. Böyle de acıklı bir hikayesi olan bu adada bir de kilise vardır. Akdamar Klisesi..
MS 915-921 yılları arasında mimar keşiş Manuel'e yaptırılmıştır. Vaspurakan Hanedanı Kral 1. Gakik o dönemlerde kiliseyi Kudüs'ten İran'a kaçırılan ve sonra 7. yy da Van'a getirtilen Gerçek HAÇ'ı saklamak için yaptırmış. Bu kilise daha sonra manastıra çevrilmiş ve Ermeni Patrikliğinin merkezi olmuş. Kutsal Haç Kilisesi olarak biliniyor. 

Festivalin ikinci günü bizi Gürpınar ilçesinin Yoldüştü köyüne getirdiler. Yolda giderken karşıya geçen koyun sürüsü hepimizin ilgisini çekti doğrusu. Arabalardan inip onları izledik, sevdik. Köye vardığımızda bizi köyün muhtarı karşıladı. Hakiki Van Kahvaltısını burada yaptık. Doğal kahvaltılıklar ve köy evinin bahçesinde, sıcacık köy insanlarıyla beraber kahvaltı etmek inanılmaz güzeldi. Hepsine ayrı ayrı buradan tekrar teşekkür ediyorum. 
Daha sonra NORDUZ YAYLASINDA Van otlu peynirinin üretimini deneyimledik. Yayladaki koyun ve keçilerle baya haşır neşir olduk, hatta ben bile koyun sütü sağdım ama beceremedim.

Şimdi de muhteşem VAN KALESİ'inden bahsetmek istiyorum. 

Van Kalesi sert kayalar üzerine inşa edilen, 1800 metre uzunluğunda, 120 metre genişliğinde ve 80 metre yüksekliğinde muhteşem bir görüntüye sahiptir. Gözümü alamadan baştan başa gezdiğim kaleyi çok beğendim. Gerek mimarisi gerek hissettirdiği tarihi ile hayran kaldığım bir yer oldu. Tuşpa ( Van ilinin eski adı ) adıyla uzun yıllar URARTU KRALLIĞININ başkenti olmuş. Bu arada Van ilk olarak Hunniler tarafından kurulmuş 2000 yılında Burada açık hava tapınakları, kaya mezarları, sur duvarları, pers yazıtları var. Kesme taş malzemesiyle yapılan kale burçları barındırıyor. Urartulardan sonra Osmanlı'ya geçen kalede Hüsrev Paşa Camii ve külliyesi bulunmaktadır. Camiyi gezdik ve hayran kaldım doğrusu. Biraz iç taraflarına doğru yürüdükçe çimenlerin ıslak olduğunu fark ettim. bataklık yani sulak topraklarda yer yer küçük dereler akıyor. Çok bereketli bu topraklarda şimdi insanlar piknik yapmak için geliyor. Yeşillik ve doğa inanılmaz güzel. Lakin aşırı sinek var...
Etrafında bir tane cafeye rastladık. Keşke daha çok olsaydı, çünkü gezerken yoruluyorsunuz ve oturup bir şeyler yiyip içmek istiyorsunuz. Bu da büyük bir eksiklik bence. Kale içinde tarihi VAN EVLERİ vardı bir kaç tane. Kalenin alt kısımlarında gezinirken eşsiz doğası beni büyüledi. 

Son olarak VAN ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA MÜZESİ 'nden bahsedelim. Doğrusunu isterseniz böyle güzel dizayn edilen şık bir müze hiç görmedim. O kadar çok tarihi kalıntılar ve temsili görseller var ki hayran kaldım ve keyifle gezdim. Urartular'dan bugüne değin Van ilinin tarihi kültürel mirasını çok güzel yansıtıyor. Müzeyi sanal olarak gezebilirsiniz buradan. 

Ayrıca müzenin tarihi ve kronolojik eserlerin hepsini anlatan yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

Müzeye giriş ücreti 15 tl ve pazartesi günleri kapalı. Müze kart geçerlidir. 

Festival boyunca beni ağırlayan Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Oteli çalışanalarına da çok çok teşekkür ediyorum. Otel çok konforlu, tertemiz ve mis kokuluydu. Kahvaltısı ve yemekleri muhteşemdi, mutfağı tertemiz ve özenliydi. Bir tek çaylarını beğenmedim, çok açık içiyorlar ve ben söyledikten sonra daha demli yapmaya başladılar..)
Otel Edremit ilçesinde Van gölünün kenarında çok güzel bir lokasyona sahip. Geniş orta avlusunda keyifle çayınızı kahvenizi içebilirsiniz. Van'a giderseniz kesinlikle tavsiye ederim. 

Tüm bunların dışında çok güzel insanlar tanıdım, Van'ı hiç böyle hayal etmezdim, beni büyüleyen bir şehir oldu gerçekten. Umarım seneye tekrar giderim. İyi ki gittim dediğim şehirlerdensin VAN...Doğu illerimiz daha çok desteği hak ediyor, daha çok önem verilmesi gerekiyor. Daha çok anlatacak şeyim var, gerisi bir başka geziye inşallah.
                                                                 
                                                                             Dilek Toksoy 





Festivalde çektiğim fotoğraflar aşağıdadır. 















Süt sağan kadınlar


YOLDÜŞTÜ KÜYÜNDE VAN KAHVALTISI


VAN MÜZESİ

FESTİVALDE YAPILAN YEMEK SUNUMLARI


1567 yılında Van Beylerbeyi Köse Hüsrev Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan HÜSREV PAŞA CAMİİ VE KÜLLİYESİ.



İÇLİ KÖFTE

VAN KALESİ

KELEDOŞ

AKDAMAR ADASI

IŞGINLI KURU SEBZELİ BULGUR PİLAVI


KAVUT

AKDAMAR KİLİSESİ

VAN KALESİ

PERDE PİLAVI

AKDAMAR ADASI


VAN BALI

SÜT SAĞMA

YOL ARKADAŞIM

VANLI KADINLAR

VAN MÜZESİ

VAN KALESİ

VAN KALESİ

KELEDOŞ

VAN KALESİ

NORDUZ YAYLASI

TARİHİ VAN EVLERİ

VAN MÜZESİ

VAN KALESİ

OTLU PEYNİR












AYRAN AŞI