MERHAMET
Şehrin sayılı esnaflarından ve etrafında çok sevilen biriydi kocam. İki tane kızımız vardı pırıl pırıl ama çocuklar bile bu evliliği kurtaramazdı artık bu son yaşadığım şiddetten sonra. Zaten sürekli şiddet görüyordum ama belli etmiyordum kimseye. O canından çok sevdiğim, deliler gibi aşık olduğum adam evlenince canavarlaşmıştı. İki ruhlu bir adamdı, aslında beni taparcasına çok seviyor, sevgisini belli ediyor, ama sonra ufacık bir hatada bağırıp çağırıyor ve dövüyordu. Sonra pişman olup özürler diliyordu. Kocam klasik "anne bağımlısı" biriydi. Eve geldiğinde benden çok annesiyle konuşurdu, bu beni aşırı rahatsız ederdi. Evde sanki bir hizmetçiydim. Şiddete meyilli ruh hastası olduğunu evlenir evlenmez anladım. Her gün " seni çok seviyorum, seni üzüyorum da, bana nasıl katlanıyorsun" derdi mesela ama öfkesine söz geçiremiyordu. Dışarıdan çok beyefendi görünür ama evde hiç öyle değildi.
İlk zamanlar anlamlandıramıyordum sevdiğim adamı, balayında bile bana elini kaldırmıştı. balayının ilk günüydü ve ben regl olmuştum. Aşırı huzursuzdum ve ağrım vardı. Otel odasında yatakta kıvranıp duruyordum. Kocam kapıyı açtı, içeri girdi.
" neden yemeğe inmedin" diye söylendi.
" çok ağrım var bana bir ağrı kesici bulur musun lütfen" dedim. Bağırmaya başladı, "bula bula balayını mı buldu ağrıların" " ne kadar güçsüzsün, kadın ol" gibi saçma sapan laflar etmeye başladı, Ben hem ağlıyor hem kendini savunmaya çalışıyordum. Ne gereksiz bir tartışma diye düşünüyordum. Bana yardım edeceğine daha beter yoruyordu. Birbirimize bağrınırken birden suratıma inen tokatla beynimde o filmlerde gördüğüm şimşekler çaktı gibi hissettim. İnanamıyordum,
Odadan fırlayıp kendimi sahile attım. Neler yaşıyorum ben böyle diye düşündüm, babamdan bir tokat yememiştim ama kocamdan yedim. O an karar verdim boşanacağım diye...
Bir evlilik balayında böyle olursa sonrası nasıl olur diye düşündüm. Balayı benim için dönüm noktasıydı.
Ama öyle olmadı..
Boşanamadım...
Ha bu gün değişir ha yarın değişir diye akıl verenler çok olduğu için bunu gerçekleştiremedim. Kayınvalidem hep sabret, bende çok dayak yedim derdi. Şiddet olan bir evde büyümüş kocam. O da karısına şiddet göstermiş işte. Nasıl bir şeyse, dayak yiyen kadın aptallaşıyor, savunma mekanizmam yerle bir oluyordu. En saçma olanı da arada kocam bana güzel laflar edince hemen affediyordum. Bunu çok fazla iyi niyetli olmama bağlıyorum. 14 yıl boyunca onu bir kaç kez terk ettim , bu kez çocuklarımla tehdit etti, yüzünü göremezsin onların dedi, iftiralar attı. Şiddet hala devam ediyordu. Yaşadığım acıları günlüğüme yazıyordum, her gün huzursuzluk, sevgisizlik ve kavgalar benim hayata olan tutumumu değiştirmişti. Oysa ben cıvıl cıvıl bir kızdım, etrafımda çok sevilen biriydim. Fakat evlenince hayatım değişti, yaşamak bile istemiyordum. çocuklarım için yaşamalıydım diyordum, beni hayata bağlayan tek şey çocuklarımdı. Aptal gibiydim, başkaldıramıyordum, çok korkutmuştu beni. Aileme de söyledim durumu, bana destek oldular.
Nihayet 32 yaşıma gelince cesaretimi toplayıp avukata gitmiştim ondan boşanmak için, bu kez kararlıydım, Ta ki o gün gelene kadar..
O gün....
Ev telefonu acı acı çaldı, saat 21.00 olmuştu ve kocam hala gelmemişti, arayan odur diye tahmin ettim ama değildi..
Arayan dükkandaki tezgahtar kızdı. Kocam işyerinde beyin felci geçirmiş ve hemen oradaki özel bir hastaneye kaldırmışlardı. Apar topar çocukları alt komşuya bırakıp hastaneye gittim.
Kocam kendini döver gibi bağırıyor, "ben konuşuyorum ben konuşuyorum" diyordu sürekli. o koskoca boylu postlu adam yerlere atıyordu kendini, sağ tarafına hükmedemiyordu. Doktorlar MR tahlil derken İstanbul' da ki bir hastaneye sevkine karar verdiler.
O gün ki ruh halimi resmetmek gerekirse ; Hastane acil girişte bekliyorum. Yanımda görümcem ve bir kaç arkadaş var. Konuşamıyorum, anlamlandıramıyorum, çaresiz ve bitkin haldeyim. Ağlayamıyorum da, çünkü şoka girmişim.
Sedye ambulanstan indirilirken onu gördüm boylu boyunca uzanmış, yüzünün sağ kısmı kaymış bir şekilde bana gülümsüyordu. Sanki yardım istiyordu, sanki özür diliyordu. Neler olacağını, hayatımın nasıl değişeceğini hiç bilmiyordum. 32 yaşındaydım daha ve hiç başıma gelmeyen bir şeydi bu. O gece ondan boşanmaktan vazgeçtim, ona acıdım, merhamet ettim. Bu merhamet 12 yıl sürdü ama..
12 yıl hastanelere geçti sürekli, bir ev bir hastane derken inanılmaz yorucu yıllar geçirmiştim. Kocam hasta olduktan sonra daha beter olmuştu. O halinle bile bana bıçak sallıyordu, kızları korkutuyordu. Kendimi çok yalnız hissediyordum, sağlamken yine daha iyiydi sanki. O kadar yoruluyordum ki, çocukların eğitimine mi koşayım, kocama mı bakayım, iş yerimle mi ilgileneyim karmaşasında 12 yılı bitirmiştim ve o gün gelmişti.. Ondan boşansam çoktan boşanırdım, ama merhametime teslim olmuştum. Derken bir gün eve geldiğinde kızımın yüzünde kollarında morluklar gördüm. Yavrum çok kötüydü. Bir annenin evladını koruma içgüdüsüyle feryat ettim, devleştim adeta ve ona isyan ettim. Çocuklar benim kırmızı noktamdı. O hırsla onu evden kovdum.. Kocama son sözüm.." DEFOL GİT! " oldu. Keşke bir tokat da ben atsaydım. O da içimde ukde kaldı.
NOT; Kendime gelmem yıllarımı alsa da şimdi çok mutluyum. Hatta onu görüyorum bazen, konuşuyoruz, kinim kalmadı, Allaha havale etmiştim zaten ablasınla onu. Hiç değişmemişler ve ben artık umursamıyorum, intikam peşinde değilim. İçimde ukde kalan çok şey olsa da pişman değilim.
Şiddet gören kadınlar benim kadar sabırlı, merhametli olmasınlar. Söylemek istediğim, asla şiddete af olmamalı, korkmadan yeni bir hayata başlamak mümkün.


































